4721 sayılı Medeni Kanun’da genel ve özel boşanma sebepleri sayılmıştır. Bunun yanında boşanma sebeplerinin varlığı halinde evlilik birliği içerisindeki tarafların çekişmeli ve anlaşmalı olarak boşanabileceği hususu da düzenlenmiştir.

Genel boşanma sebepleri:

Evlilik birliliğini temelinden sarsacak nitelikteki tüm davranış ve tutumlar, kanuna göre genel boşanma sebebi olarak kabul edilmiş ancak kanunda tek tek sayılmamıştır. Evlilik birliliğinin temelinden sarsılması ise ortak yaşamın sürdürülmesinin eşlerden beklenemeyecek hale gelmesi olarak düşünülebilir.

Güven sarsıcı davranışlarda bulunulması, aşırı kıskançlık, aile bireylerine karşı saygısız davranışlar, aile bireylerinin eşe karşı olan saygısızca davranışlarına engel olmama, cinsel birliktelikten kaçınmak, eşe karşı küçük düşürücü hareket ve söylemler, aile bütçesinin yönetilememesi, sürekli alkol kullanımı, ortak karar gerektiren durumlarda eşe danışmamak(eve evcil hayvan alınması, ortak ikametgahın değiştirilmesi, borç altına sokacak işlem yapılması vb.) eşini sevmediğini beyan etmek ve buna benzer her evlilikte farklılık gösterebilecek , ortak hayatı çekilmez kılacak eylemlerin evlilik birliliğini temelinden sarstığı kabul edilerek boşanma kararı verilir.

Özel boşanma sebepleri:

Özel boşanma sebepleri ise kanunda tek tek sayılan belli şartları olan durumlardır. Kanunda sayılı hallerinden dışında özel boşanma sebebi bulunmayıp bunlar dışındaki durumlar genel boşanma sebebi olarak sayılabilir. özel boşanma sebepleri şu şekildedir;

  1. Zina: Evlilik birliği içerisinde zina eden eş boşanma davasında kusurlu kabul edilir. Ancak davayı açan eş tarafından mahkeme huzurunda diğer eşin zina yaptığının delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. zina olgusu esasen eşlerden birinin üçüncü kişiyle yaşadığı cinsel birliktelik olup delillerin de güven sarsıcı davranışların ispatından öte cinsel birlikteliğin varlığına dair olması gerekmektedir. Zina, her türlü delille ispat edilebilir. Tanık anlatımları, fotoğraflar, Whatsapp konuşmaları ve mesajlar, telefon kayıtları, zina eden eşin zührevi hastalığı, zina sonucu hamilelik gibi durumlar zinanın varlığına delalet eder. Kanuna göre zina sebebiyle dava açma hakkı olan eş, bu durumu öğrenme tarihinden itibaren 6 ay ve her durumda 5 yıl içinde davayı açmalıdır. Aksi halde bu hakkını kaybedecektir. Kanunda yazılı süreler henüz dolmamış olsa dahi affeden tarafın da bu sebeple dava açma hakkı olamayacaktır. Ancak zinanın süreklilik arz etmesi, münferit bir olay kalmaması halinde de her yeni olayda bu süre yeniden işlemeye başlayacaktır. Öte yandan sürenin geçmesi ya da affeden taraf olma durumundan dolayı zina sebebiyle dava açılamasa dahi genel boşanma sebeplerine dayanılarak her zaman dava açılabilir.
  2. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış: Bu boşanma sebebinde 3 farklı eylem sayılmıştır. Hayata kast; bir eşin diğer eşi kasıtlı olarak öldürmeye teşebbüs etmesi, intihara zorlaması ya da ölmemesi için yapması gerekenleri yapmaması olarak nitelendirilebilir. Pek kötü davranış ise; işkence boyutuna varan, kişinin fiziksel ve psikolojik sağlığını bozacak düzeyde her türlü şiddet, aç bırakma, istemediği şekilde cinsel ilişkiye zorlama, konuta hapsetme gibi davranışlar olarak kabul edilebilir. Bu tarz durumların süreklilik arz etmesi ve işkence boyutuna varması gerekmektedir. onur kırıcı davranış olarak da eşlerden birinin onur, saygınlık ve namusuna yönelik saldırılar kabul edilebilir. Sosyal ortamlarda eşinin bakire olmadığından bahsetmek, üçüncü kişi ile olan zina eylemini alenen yaşamak, eşe yönelen iftira ve hakaret içerikli söylemler, toplum içerisinde kasıtlı olarak eşini küçük düşürücü davranışlarda bulunmak sayılabilir. bu madde kapsamında da zinada olduğu gibi affeden tarafın bu boşanma sebebine dayalı dava hakkı olmayıp eylemin veya öğrenme tarihinin üzerinden 6 ay geçmekle dava hakkı düşmektedir.
  3. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme: Evlilik birliği içerisinde eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi ve toplum tarafından onur, şeref ve namus mefhumlarına ters olduğu düşünülen şekilde bir hayat yaşaması diğer eş için boşanma sebebi sayılmıştır. Eşin işlediği suçun küçük düşürücü bir suç olması gerekmektedir. Hırsızlık, dolandırıcılık, cinsel taciz/istismar ve cinsel saldırı suçları, uyuşturucu madde imal ve ticareti gibi bazı suçlar küçük düşürücü olarak nitelendirilir. Haysiyetsiz hayat sürme ise; eşlerden birinin para karşılığı cinsel ilişki yaşaması ve bunu meslek edinmesi, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, sürekli başkalarıyla birlikte olması, anormal cinsel birliktelikler yaşaması gibi eylemler olarak kabul edilebilir.
  4. Terk: Herhangi bir haklı sebep olmaksızın evlilik birliliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek için ortak konutu terkeden ya da haklı sebep olmaksızın diğer eşin ortak konutuna dönmesini engelleyen tarafa karşı belli usul kuralları yerine getirilerek terk sebepli boşanma davası açılabilir. Bu sebebe dayanmak için öncelikle ayrılığın en az 6 ay sürmüş olması ve boşanma davası açacak tarafça noter veya mahkeme kanalı ile diğer eşe ihtar gönderilmesi gerekmektedir. bu ihtarda terk eden eşe 2 aylık süre verilerek ortak konuta dönmesi ve dönmediği halde doğacak sonuçlar bildirilir. İhtarda belirlenen 2 aaylık sürenin sonunda ortak konuta dönülmediği takdirde terk sebepli boşanma davası ikame edilebilir.
  5. Akıl hastalığı: Eşlerden birinin resmi sağlık kurulu raporuyla sabit olan bir akıl hastalığı mevcutsa ve bu durum diğer eş için evlilik birliliğini çekilmez hale getirmişse bu sebebe dayanarak boşanma istenebilir.

Boşanma davasında izlenecek usul nedir ve nasıl dava açılır?

Boşanma sebeplerinin varlığı halinde taraflardan herhangi biri aile mahkemeleri, aile mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde ise asliye hukuk mahkemelerinden aile mahkemesi sıfatıyla boşanmaya karar verilmesini bir dava dilekçesi ile talep edebilir. Boşanma davaları anlaşmalı ve çekişmeli olabilmektedir. Anlaşmalı boşanma davası açabilmek için tarafların en az bir yıldır evli olması şartının yanında bir protokol ile boşanmanın tüm sonuçları hakkında(nafaka, tazminat, velayet, mal paylaşımı gibi) mutabakata varmış olmaları gerekmektedir. Boşanma talebini içerir dava dilekçesi ile hazırlanan protokol mahkemeye sunulur.

Hakim tarafların ve varsa çocukların velayeti hususunda menfaatlerine olacak şekilde değişiklik yapabilir. Anlaşmalı boşanma davalarında iki tarafında duruşmada hazır bulunması ve sözlü olarak da mahkeme huzurunda anlaşmalı boşanma şartlarını kabul ettiğini beyan etmesi gerekir. Çekişmeli boşanma davalarına nazaran anlaşmalı boşanma davaları çok daha kısa sürede sonuçlanmaktadır.

Çekişmeli boşanma davalarında da boşanma sebepleri başlığında açıklanan durumların varlığı halinde boşanma davası açmak isteyen taraf, bir dava dilekçesi ile mahkemeye başvurmalıdır. Dava dilekçesinin kanunda belirlenen şartları taşıması halinde mahkeme tarafından dava dilekçesi davalı konumundaki eşe tebliğ edilir ve iki haftalık cevap süresi vardır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na uygun bir dilekçe hazırlamak açısından bu noktada bir avukata danışmak ya da süreci avukat nezaretinde takip etmek hak kaybı yaşamamanız adına yararlı olacaktır. Davalı olan eş , evlilik birliliğinin davacının kusurundan kaynaklı olarak bittiğini iddia ediyorsa cevap dilekçesi ile birlikte aynı dosyada karşı dava açabilmektedir. Bu durumda davalı/karşı davacı sıfatı ile anılacak ve mahkeme tarafından karşı davada yer alan iddialar da araştırılarak boşanmada hangi tarafın kusurlu olduğu tayin edilecektir. Kusur oranının tespiti, tarafların birbirinden talep ettiği tazminat miktarı ve mal paylaşımı için önem arz etmektedir.

Boşanma davasında hangi mahkeme yetkili ve görevlidir?

Boşanma davası, eşlerden birinin ikamet ettiği yerdeki aile mahkemelerinde açılmalıdır. İkamet edilen yerde aile mahkemesi bulunmaması halinde asliye hukuk mahkemesinden aile mahkemesi sıfatıyla da boşanmaya karar verilmesi istenebilecektir.

Boşanma davası ne kadar sürer?

Anlaşmalı olarak ikame edilen boşanma davaları genel olarak 1 aya varmadan sonuçlanmaktadır. Mahkeme tarafından yazılan gerekçeli kararın tebliği ile boşanma kararına itiraz için 2 haftalık süre başlar. Bu süre içinde taraflar itiraz etmezse, itirazlarından feragat ederse ya da itiraz edilmiş olan kararlar bölge adliye mahkemeleri tarafından onanırsa karar kesinleşir ve mahkeme tarafından nüfus müdürlüğüne gerekli bildirimler yapılır.

logo-footer