
Bir kira sözleşmesi imzalandığında çoğu insanın aklında oldukça basit bir denklem vardır. Biri evini kullanıma bırakır, diğeri her ay kirasını öder. Fakat zaman ilerledikçe bu sade tabloya kira artışı, aidat, tamirat, depozito, satış veya tahliye gibi başlıklar eklenir. İşte o anda küçük görünen bir ayrıntı aylar sürebilecek bir uyuşmazlığın kapısını aralayabilir. Bu nedenle Ev Sahipleri ve Kiracılar için Temel Haklar hem kiracıların hem de mülk sahiplerinin hangi sınırlar içinde hareket edebileceğini bilmesi açısından güçlü bir başlangıç noktası sunar.
Türkiye’de konut ve çatılı işyeri kiralarının ana hukuki çerçevesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile çizilir. Ev Sahipleri ve Kiracılar için Temel Haklar kapsamında en önemli nokta şudur; kira ilişkisi aylık ödeme üzerinden yürüyen basit bir alışverişten çok daha geniştir; teslim, kullanım, bakım, güvence, artış ve sözleşmenin sona ermesi gibi birbirine bağlı pek çok halka vardır.
Ev Sahipleri ve Kiracılar için Temel Haklar Nelerdir?
Kira hukukunda denge terazinin iki kefesi gibidir. Kiracı konutu huzur içinde kullanmak isterken ev sahibi taşınmazının korunmasını ve kira bedelinin zamanında ödenmesini bekler. Türk Borçlar Kanunu bu iki beklentiyi karşılıklı haklar ve borçlar üzerinden düzenler.
Kiracının Temel Hakları Nelerdir?
Kiracı kiralananın sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli biçimde teslim edilmesini ve kira süresince bu niteliğin korunmasını talep edebilir. Türk Borçlar Kanunu’nun 301. maddesi kiraya verene bu yönde açık bir yükümlülük getirir.
Bunun yanında kiracı;
- konutu sözleşmeye uygun biçimde kullanma,
- kullanımını ciddi biçimde etkileyen ayıpların giderilmesini isteme,
- kanuni şartlar oluşmadan tahliyeye zorlanmama,
- güvence bedelinin kanuna uygun biçimde korunmasını ve şartları oluştuğunda iadesini isteme,
- kira artışının yasal sınırlar içinde uygulanmasını talep etme
haklarına sahiptir.
Anahtar kiracıya teslim edildiğinde yalnızca kapı açılmaz; kanunun koruduğu bir kullanım alanı da başlar.
Ev Sahibinin Temel Hakları Nelerdir?
Ev sahibi kira bedelinin kararlaştırılan zamanda ödenmesini, kiralananın özenle kullanılmasını ve komşulara gerekli saygının gösterilmesini isteyebilir. Kiracı sözleşmeden doğan borçlarını yerine getirmezse kanunda belirtilen şartlar çerçevesinde ihtar, icra takibi veya tahliye süreci gündeme gelebilir.
Kiraya veren ayrıca taşınmazın bakım, satış ya da sonraki kiralama amacıyla görülmesi zorunlu olduğunda, uygun süre önce haber vermek ve kiracının menfaatlerini gözetmek şartıyla taşınmazın gösterilmesini talep edebilir. Bu çerçeve Türk Borçlar Kanunu’nun 319. maddesinde yer alır.
Kiracı ve Ev Sahibinin Karşılıklı Yükümlülükleri Nelerdir?
Sağlıklı bir kira ilişkisi yalnızca hakların hatırlandığı anlarda yürüyemez. Tarafların yükümlülükleri de aynı masanın üzerindedir.
Kiracı kira bedelini zamanında ödemeli, taşınmazı özenle kullanmalı, olağan temizlik ve bakım giderlerini karşılamalı ve kendi sorumluluğunda bulunmayan önemli bir ayıbı gecikmeden kiraya verene bildirmelidir. Ev sahibi ise taşınmazı kullanıma elverişli biçimde teslim etmeli, bu durumu korumalı ve kendisine ait hukuki ya da yapısal yükümlülükleri yerine getirmelidir.
Uyuşmazlıkların önemli bir bölümü sözleşmede açıkça konuşulmayan küçük ayrıntılardan doğar. Bu yüzden teslim anında sayaç bilgileri, mevcut hasarlar, demirbaşlar ve anahtar sayısı gibi hususların tutanakla kayıt altına alınması oldukça yararlıdır.
Kira Sözleşmesi Yazılı Olmak Zorunda mı?
Konut kira sözleşmesinin geçerliliği genel olarak yazılı şekle bağlanmamıştır. Tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradeleriyle kira ilişkisi kurulabilir. Buna rağmen sözlü anlaşma, uyuşmazlık çıktığında ispat sorunlarını beraberinde getirebilir.
İyi hazırlanmış yazılı bir sözleşmede en az şu bilgiler bulunmalıdır:
- Kiralananın açık adresi,
- Kira bedeli ve ödeme günü,
- Kira süresi,
- Güvence bedeli,
- Demirbaşlar,
- Yan giderlere ilişkin düzenlemeler,
- Teslim tarihi.
Sözleşme bir yol haritasıdır. Yol açıkken ihtiyaç duyulmayabilir; sis çöktüğünde ise hangi yöne gidileceğini gösterir.
Aidat, Tamirat ve Diğer Masrafları Kim Öder?
Türk Borçlar Kanunu’nun 317. maddesine göre kiracı olağan kullanım için gerekli temizlik ve bakım giderlerini karşılar. Konut ve çatılı işyeri kiralarında ısıtma, aydınlatma ve su gibi kullanım giderleri de sözleşmede veya yerel uygulamada başka bir düzenleme yoksa kiracıya aittir.
Kiraya veren ise taşınmazı kullanım amacına uygun durumda bulundurma borcunu taşır. Bu nedenle günlük kullanımdan kaynaklanan küçük bakım masrafları ile yapının esasına ilişkin büyük giderleri aynı sepete koymak sağlıklı sonuç vermez.
Apartman ve site giderlerinde 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu da önem taşır. Ortak alanların bakım, koruma, güçlendirme, onarım ve işletme giderlerinde giderin niteliği, yönetim planı ve taraflar arasındaki sözleşme birlikte değerlendirilmelidir.
Kira Artışı, Depozito ve Tahliyede Ev Sahibi ile Kiracının Hakları
Kira ilişkisindeki en hassas üç alanı yan yana koyarsak tablo genellikle aynıdır. Para, güvence ve konutta kalmaya devam etme hakkı. Bu yüzden kira artışı, depozito ve tahliye hükümleri hem kiracının hem de ev sahibinin yakından bilmesi gereken başlıklardır.
Kira Artış Oranı Nasıl Belirlenir?
Türk Borçlar Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca yenilenen kira dönemlerinde tarafların kararlaştırdığı artış oranı tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını aşamaz.
Örneğin TÜİK’in 3 Eylül 2026 tarihinde açıkladığı Ağustos 2026 verisinde TÜFE’nin yıllık artışı yüzde 31,51, on iki aylık ortalamalara göre değişim oranı ise yüzde 31,79 olarak gerçekleşmiştir. Güncel TÜFE bültenleri resmi TÜİK Veri Portalı üzerinden takip edilebilir.
Her kira yenilemesinde sözleşmenin yenilenme tarihi ile o dönemde açıklanmış güncel TÜİK verisi birlikte kontrol edilmelidir.
5 Yıl Sonunda Kira Bedeli Nasıl Belirlenir?
Beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde farklı bir pencere açılır. Hâkim; TÜFE’nin on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını, taşınmazın durumunu, emsal kira bedellerini ve hakkaniyeti birlikte değerlendirerek yeni kira bedelini belirleyebilir.
Burada “komşu dairesi şu fiyata kiralandı” cümlesi tek başına sonuca götürmez. Konum, metrekare, bina yaşı, fiziksel durum, kullanım biçimi ve karşılaştırılabilir emsal sözleşmeler yan yana konur. Bir bakıma hâkim yalnızca rakamlara bakmaz; taşınmazın bütün hikâyesini okur.
Depozito En Fazla Kaç Aylık Olabilir ve Nasıl İade Edilir?
Türk Borçlar Kanunu’nun 342. maddesine göre konut ve çatılı işyeri kiralarında güvence bedeli üç aylık kira bedelini aşamaz.
Para veya kıymetli evrak güvence olarak kararlaştırılmışsa kanun, bunun kiraya verenin tek başına çekemeyeceği şekilde bankada tutulmasını öngörür. Banka; tarafların rızası, kesinleşmiş icra takibi veya kesinleşmiş mahkeme kararı gibi şartlara göre güvenceyi serbest bırakabilir.
Kiraya veren sözleşmenin sona ermesini izleyen üç ay içinde ilgili dava veya takibi bankaya yazılı biçimde bildirmezse kiracı güvence bedelinin iadesini talep edebilir.
Ev Sahibi Kiracıyı Hangi Durumlarda Tahliye Edebilir?
Tahliye yalnızca ev sahibinin “evi boşalt” demesiyle tamamlanan bir süreç sayılmaz. Kanunda öngörülen sebep, süre ve usul birlikte bulunmalıdır.
Sık karşılaşılan tahliye sebepleri arasında;
- Kira bedelinin ödenmemesi,
- Kiraya verenin veya kanunda sayılan yakınlarının gerçek konut ya da işyeri ihtiyacı,
- Esaslı yeniden inşa veya imar,
- Geçerli tahliye taahhüdü,
- Aynı kira yılı içinde iki haklı ihtar
yer alır.
Örneğin Türk Borçlar Kanunu’nun 350. Maddesi kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler için gerçek bir konut ya da işyeri ihtiyacı bulunmasını tahliye sebepleri arasında düzenler.
Tahliye Taahhütnamesi ve İki Haklı İhtar Nasıl İşler?
Tahliye taahhütnamesinde zamanlama kritik önemdedir. TBK 352 kapsamında kiracının, kiralananın tesliminden sonra belirli bir tarihte taşınmazı boşaltmayı yazılı olarak üstlenmesi ve o tarihte çıkmaması hâlinde kiraya veren bir ay içinde icra veya dava yoluna başvurabilir.
İki haklı ihtarda ise kiracının kira bedelini ödememesi sebebiyle aynı kira yılı içinde iki haklı yazılı ihtara yol açması aranır. Kanunda belirtilen süre içinde dava açılması gerekir. Takvim burada adeta görünmez bir hakemdir; sürenin kaçırılması hukuki sonucu doğrudan etkileyebilir.
10 Yıllık Kiracı Tahliye Edilebilir mi?
Halk arasında kullanılan “10 yıllık kiracı” ifadesi hukuki hesabı tam karşılamayabilir. TBK 347, belirli süreli konut ve çatılı işyeri kiralarında on yıllık uzama süresinin tamamlanmasını esas alır.
Bu sürenin ardından kiraya veren izleyen her uzama yılının bitiminden en az üç ay önce bildirim yaparak sebep göstermeksizin sözleşmeyi sona erdirebilir. Dolayısıyla başlangıç tarihi, ilk sözleşmenin süresi ve uzama yılları birlikte hesaplanmalıdır.
Ev Satılırsa Kiracının Hakları Nelerdir?
Evin satılması kira sözleşmesini kendiliğinden sona erdirmez. Türk Borçlar Kanunu’nun 310. maddesi uyarınca taşınmaz el değiştirdiğinde yeni malik kira sözleşmesinin tarafı hâline gelir.
Yeni malik taşınmazı kendisi veya kanunda belirtilen yakınları için kullanma ihtiyacı taşıyorsa TBK 351 kapsamındaki şartlara başvurabilir. Bu süreçte edinme tarihi, yazılı bildirim ve dava süreleri önem taşır. “Tapu el değiştirdi, yarın çıkmanız gerekiyor” şeklindeki bir talep tek başına tahliye sonucunu doğurmaz.
Ev Sahibi ve Kiracı Arasında Uyuşmazlık Çıkarsa Ne Yapılmalı?
Uyuşmazlık başladığında ilk refleks çoğu zaman telefon konuşmaları ve mesajlaşmalar olur. Oysa hukuki süreçte hatırlanan sözlerden çok ispatlanabilen kayıtlar konuşur. Kira ilişkisinde birkaç satırlık belge aylar sonra bütün dosyanın yönünü değiştirebilir.
Kira Uyuşmazlıklarında Zorunlu Arabuluculuk Nasıl İşler?
1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda kanundaki istisnalar saklı kalmak üzere dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru dava şartı kapsamına alınmıştır. Adalet Bakanlığı bu düzenlemenin 7445 sayılı Kanun ile getirildiğini açıklamaktadır.
Adalet Bakanlığının açıkladığı verilere göre kira uyuşmazlıklarında 383 bin 502 başvuru yapılmış, 135 bin 673 başvuru tarafların anlaşmasıyla sonuçlanmıştır. Başka bir ifadeyle yüz binlerce kişi mahkeme kararını beklemeden ortak bir çözüm aramıştır.
Sürecin resmî açıklamalarına Adalet Bakanlığı üzerinden ulaşılabilir.
Kiracı veya Ev Sahibi Hangi Belgeleri Saklamalı?
Bir kira dosyasının hafızası belgelerdir. Özellikle şu kayıtların saklanması yararlıdır:
- İmzalı kira sözleşmesi,
- Banka ödeme dekontları,
- Depozito ödeme belgesi,
- Teslim ve anahtar tutanağı,
- Taşınmazın giriş ve çıkış fotoğrafları,
- İhtarnameler,
- Aidat ve tamirat faturaları,
- Yazılı iletişim kayıtları.
Ödeme açıklamalarına ay ve kira bilgisinin yazılması da ileride ortaya çıkabilecek hesap tartışmalarını azaltabilir. Bugün birkaç saniyede kaydedilen bir dekont, yıllar sonra güçlü bir delile dönüşebilir.
Ev Sahibi Kiracının İzni Olmadan Eve Girebilir mi?
Kiraya verilen konut kira süresince kiracının kullanım alanıdır. Ev sahibi mülkiyet hakkına dayanarak istediği anda konuta giremez.
TBK 319 kapsamında bakım, satış veya sonraki kiralama için zorunlu olduğu ölçüde taşınmazın görülmesi istenebilir; ancak kiracıya uygun süre önce haber verilmesi ve onun menfaatlerinin gözetilmesi gerekir. Acil durumların değerlendirmesi ise olayın özelliklerine göre ayrıca yapılır.
Kiracı Sözleşme Bitmeden Evden Çıkabilir mi?
Kiracı taşınmazı sözleşme veya fesih dönemine uymadan geri verirse TBK 325 uyarınca kira borcu, taşınmazın benzer koşullarla yeniden kiraya verilebileceği makul süre boyunca devam edebilir.
Kiracı, kiraya verenden kabul etmesi beklenebilecek ve ödeme gücü bulunan yeni bir kiracı bulursa sorumluluk daha erken sona erebilir. Kiraya verenin tasarruf ettiği giderler veya başka şekilde elde ettiği yararlar da hesapta dikkate alınır. Bu nedenle erken çıkışta “anahtarı bıraktım, sorumluluğum bitti” yaklaşımı her somut olayda aynı sonucu vermez.
Ev Sahibi Depozitoyu İade Etmezse Ne Yapılabilir?
İlk adım güvence bedelinin hangi yöntemle verildiğini ve taşınmazın teslim durumunu belgelemektir. Hasar iddiası varsa giriş ve çıkış tutanakları, fotoğraflar ve faturalar önem kazanır.
Taraflar anlaşamazsa yazılı talep, arabuluculuk ve şartları oluştuğunda dava veya icra yolları gündeme gelebilir. Olağan kullanım sonucu ortaya çıkan yıpranma ile kiracının kusurundan doğan gerçek hasarın birbirinden ayrılması gerekir. Güvence bedelinin hukuki çerçevesi TBK 342 kapsamında değerlendirilir.
Kira Artışı veya Tahliye Konusunda Anlaşma Sağlanamazsa Nereye Başvurulur?
Kira ilişkisinden kaynaklanan ve dava şartı arabuluculuk kapsamına giren uyuşmazlıklarda ilk durak arabuluculuk sürecidir. Anlaşma sağlanamazsa uyuşmazlığın niteliğine göre yargı yoluna başvurulabilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca İcra ve İflas Kanunu kapsamındaki ilamsız tahliye hükümleri saklı kalmak üzere kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkları konu alan davalarda sulh hukuk mahkemeleri görev yapar.
Kira hukuku bazen birkaç satırlık sözleşmeden doğup yıllara yayılan bir ilişkiye dönüşür. Bu nedenle hakları bilmek kadar süreleri, belgeleri ve usul adımlarını takip etmek de önem taşır. Somut olayda küçük görünen bir tarih, tek bir ihtar veya yıllar önce imzalanmış bir belge sonucu değiştirebilir. Uyuşmazlık büyüdüğünde dosyanın kendi koşullarına göre hukuki destek alınması, hak kaybı riskini azaltan en güvenli adımlardan biridir.
Kira Hukukunda Hakları Bilmek Süreci Doğru Yönetmekle Tamamlanır
Ev sahibi ile kiracı arasındaki ilişki yalnızca kira bedelinin ödenmesi ve konutun kullanılması üzerinden ilerleyen basit bir sözleşme ilişkisi değildir. Kira artışından depozitonun iadesine, bakım giderlerinden tahliye süreçlerine kadar atılan her adımın hukuki bir karşılığı bulunabilir. Üstelik bazen hakkın varlığını bilmek tek başına yeterli olmaz; süresinde başvuru yapmak, doğru belgeleri saklamak ve kanunda öngörülen usule uygun hareket etmek de sonucu doğrudan etkiler.
Özellikle yıllara yayılan kira ilişkilerinde tarihler önem kazanır. Bir ihtarın ne zaman gönderildiği, alacağın hangi tarihte doğduğu ya da hukuki başvurunun hangi süre içerisinde yapılması gerektiği, dosyanın seyrini değiştirebilir. Bu konuyu daha ayrıntılı incelemek için “Kira Hukukunda Hak Kaybı ve Zamanaşımı” başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.
Kiracının ödenmemiş kira borcu bulunduğu durumlarda ise sürecin başka bir yönü ortaya çıkar: alacağın hangi yöntemle talep edileceği ve tahsilatın nasıl yürütüleceği. Kira borçlarının takibi, ihtar süreci ve hukuki tahsil yöntemleri hakkında daha kapsamlı bilgi edinmek için “Kira Alacakları ve Tahsilat” başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.
Kira hukukunda küçük görünen bir tarih, eksik bırakılan bir belge veya geciken bir başvuru zamanla büyük sonuçlar yaratabilir. Bu nedenle hem ev sahiplerinin hem de kiracıların yalnızca sahip oldukları hakları bilmesi değil, bu hakların ne zaman ve hangi yöntemlerle kullanılacağını da doğru değerlendirmesi önem taşır.
Sık Sorulan Sorular
- Kiracı Evde Tadilat veya Kalıcı Değişiklik Yapabilir mi?
Kiracının boya, sabit mobilya, bölme duvar, mutfak yenilemesi veya benzeri kalıcı değişiklikler yapmayı planlaması hâlinde ev sahibinin onayı önem taşır. Türk Borçlar Kanunu’nun 321. maddesine göre kiracı, kiralananda yenilik ve değişiklikleri kiraya verenin yazılı rızasıyla yapabilir. Ev sahibi değişikliğe yazılı olarak rıza göstermişse ve taraflar ayrıca eski hâle getirme şartı kararlaştırmamışsa, kira sona erdiğinde yapılan değişikliklerin geri alınması her durumda istenemez. Kiracı açısından en güvenli yöntem, tadilat başlamadan önce yapılacak işlemleri ve taşınmaz teslim edilirken nasıl bir yol izleneceğini yazılı biçimde belirlemektir.
- Kiracı Kiraladığı Evi Başka Birine Kiraya Verebilir mi?
Özellikle uzun süre şehir dışında kalacak kiracıların aklına “Evi bir süre başka birine kiralayabilir miyim?” sorusu gelebilir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında Türk Borçlar Kanunu’nun 322. maddesi uyarınca kiraya verenin yazılı rızası olmadan taşınmazın başkasına kiralanması veya kullanım hakkının devredilmesi mümkün olmaz. Ev sahibinin yazılı onayı alınarak alt kira ilişkisi kurulsa bile asıl kiracının kiraya verene karşı sorumluluğu önemini korur. Bu nedenle alt kira düşünülüyorsa kullanım süresi, taşınmazı kullanacak kişi ve tarafların sorumluluklarının önceden yazılı biçimde netleştirilmesi ileride yaşanabilecek anlaşmazlıkları önemli ölçüde azaltabilir.
- Kiracının Vefatı Hâlinde Kira Sözleşmesi Ne Olur?
Kiracının vefatı, kira sözleşmesinin her durumda aynı gün sona ermesi sonucunu doğurmaz. Türk Borçlar Kanunu’nun 333. maddesi, mirasçılara yasal fesih bildirim süresine uyarak en yakın fesih dönemi sonu için sözleşmeyi sona erdirme imkânı tanır. Konut ve çatılı işyeri kiralarında ayrıca ölen kiracıyla aynı konutta yaşayan kişilerin bazı şartlarla kira ilişkisini sürdürebilmesine ilişkin özel hükümler de bulunur. Böyle bir durumda sözleşmenin niteliği, konutta kimlerin yaşadığı ve mirasçıların tercihi birlikte değerlendirilmelidir; özellikle uzun süreli kira ilişkilerinde hukuki yol haritasının erken aşamada belirlenmesi yararlı olur.
- Ev Sahibi Kira Sözleşmesi İçin Kefil İsteyebilir mi?
Ev sahipleri, kira bedelinin ödenmesine yönelik ek güvence amacıyla kira sözleşmesinde kefil talep edebilir. Ancak kefaletin geçerli olabilmesi için Türk Borçlar Kanunu’nda özel şekil şartları öngörülmüştür; kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesi ve bazı bilgilerin kefilin kendi el yazısıyla yazılması gerekir. Evli kişilerin kefaletinde, kanundaki istisnalar saklı kalmak üzere, eşin yazılı rızası da gündeme gelebilir. Bu nedenle kira kontratına yalnızca “kefildir” şeklinde kısa bir ifade eklemek yerine kefalet hükümlerinin kanuni şekle uygun hazırlanması hem ev sahibi hem kefil açısından daha güvenli bir yaklaşım sunar.
- Kiralık Evde Zorunlu Deprem Sigortasını Kim Yaptırır?
Zorunlu Deprem Sigortası, taşınmazın mülkiyetiyle bağlantılı bir sigortadır ve sigorta yaptırma yükümlülüğü kural olarak malik veya intifa hakkı sahibine aittir. Bununla birlikte kiracı da poliçeyi ev sahibi adına “sigorta ettiren” sıfatıyla düzenletebilir; bu durumda hak sahibi tapuda malik olarak görünen kişidir. DASK’ın resmi açıklamasına göre kiracı tarafından bu yöntemle ödenen sigorta priminin malikten tahsil edilmesi veya kiradan mahsup edilmesi mümkün olabilir. Özellikle yeni elektrik ve su aboneliği gibi işlemler öncesinde poliçenin geçerliliğinin kontrol edilmesi hem kiracı hem ev sahibi açısından son dakika sorunlarının önüne geçebilir.

